ocak pis ay. lanetli ay. sevmediğim(iz) ay.
her yıl 24 ocak'ta kendimi 17-18 yaşında öfkesinden kuduran ama ne yapacağını bilemeyen gençler gibi hissetmemin bir nedeni var elbet. eş-dost-tanıdıklar arasında veryansın edip de gündelik hayatımıza koştura koştura devam ediyoruz. ediyorum ya da... buraya iki satır döşediğim zaman görevimi yapmışcasına rahatlayamıyorum belki ama işte öyle, ne diyeyim. şartlara ve genel ortama lanet etmek huy olmuş, kendi konfor alanımın dışına çok nadiren çıkıyorum (ki o dahi fazla zedelemeyecek şekilde genel akışını olayların ve hayatımın).
suçlu hissediyor muyum? evet. herkesin hissetmesi gerektiği kadar: çok.
uğur mumcu öldürüleli 19 yıl olacak kısa bir süre sonra, birkaç saat en fazla. haberini aldığımda, gazeteleri gördüğümde, içim cız ettiğinde lise öğrencisiydim. üstelik de birilerinden ödünç aldığım rabıta'yı okuyup da bitireli ya 1 ya da 2 hafta olmuştu. mektup yazmıştım mumcu'ya göndermek üzere (o zaman internet yoktu malum), bir lise öğrencisi olarak kafamın basmadığı bazı noktaları sormuştum, yanıtlayacağına nedense çok emindim. sonra yırttım attım mektubu. ağlamıştım bir de galiba.
çıktım gittim bir süre sonra kendime de bir kopyasını aldım rabıta'nın. tekin yayınevinden, 3.baskı, basım yılı 1993. hiç merak etmedim ama sanırım öldürülmesinden sonra bastılar onu. kitaplığımda duruyor, ara sıra "eski kitap dokusu"na doymak için karıştırıyorum.
önceki yıllarda da yazmışım unutmadım diye (şurada ve şurada) ve muhtemelen bundan sonraki yıllarda da yazacağım. değişen bir şey olmayacak. biz sevgi ve özlemle anmaya devam edeceğiz sadece, basmakalıp bir şekilde, kafamızı iki yana sallayarak. çünkü biliyoruz ki eğer uğur mumcu öldürülmeseydi, bugün muhtemelen ergenekon davasından içeride, silivri'de olacaktı.
gibi bir şeyler işte. o vuruldu, biz onu unutmadık. ama pek bir şey de yapmadık. şimdi, yarın, selda bağcan'ın sesinden uğurlar olsun'u dinleyeceğiz, içimiz sızlayacak. bir de herhalde zülfü livaneli'den yiğidim aslanım çalacak bolca, içimizi geçireceğiz. sonra, 1 yıl daha geçince, 20.yılda bir şey değişmiş olacak mı, bekleyip göreceğiz.


0 laf yetiştiren:
Yorum Gönder