17 Ekim 2011 Pazartesi

ilkbahar yaz sonbahar kış

küçük çocukluğum (ilkokul öncesi & ilkokul 1 ve 2'nin bir kısmı) ankara'da geçti. ilk hatıralarımdan aklımda kalan çok az şey var, bunlardan birisi de yazın bitişini yan arsadaki ağacın yaprak dökmesinden, kışın gelişini ise ankara'nın rezil pis havası nedeniyle annemin beni sokağa çıkarken ağzım burnum kapanacak şekilde sarmasından anlardım. o yaşımdan bu yana (ki aradan 30 yıl kadar zaman geçti) hala nefret ederim ağzımın ve özellikle de burnumun yün atkı ile kapanmasından. ankara'nın zehirli havası işte!

bu sabah servise binmek üzere evden çıkıp da soğuğun tokadını iliklerime kadar hissedince (ki gayet de kışlık paltomu giymiştim üzerime) aklıma ilkokul 1.sınıf kitabımız geldi. kitabın ne kapağını ne de içeriğini hatırlıyorum açıkçası. fakat mevsimler sayfasını ve o sayfadaki ilkbahar-yaz-sonbahar-kış tekerlemesi ile mevsimler geçidi resmini hatırlıyorum (hayal meyal tamam). bir benzeri şöyle:


artık ne ilkbaharımız var ne de sonbaharımız kaldı. yazdan kışa, kıştan yaza direkt ve sert geçişler yapıveriyoruz. hey gidi küresel ısınma, en sevdiğim mevsimi aldın elimden, alacağın olsun senin!!

not: şu internetten bulabildiğim mevsimler şeridi görselinin bir benzeri vardı kitabımızda her mevsimin sebze meyvesini gösteren (şimdi onlar da kalmadı - kalanlar da tatsız tuzsuzlar ya, neyse!) ve her baktığımda karnım acıkırdı, onu bulamadım maalesef. üzüntüm büyük.

0 laf yetiştiren:

***JCW OST***